Ajax-loader

'török nyelvű' címkével ellátott könyvek a rukkolán

 


Oscar Wilde - Mutlu ​Prens
“Sırf ​o dinlemiyor diye onunla konuşmaktan vazgeçecek değilim. Ben kendi konuşmamı dinlemekten hoşlanırım. En büyük zevklerimden biridir. Çoğu kez kendi kendimle uzun uzun sohbet ederim; o kadar akıllıyımdır ki bazen kendi söylediklerimin tek kelimesini bile anlamam” dedi Havalı Fişek. Havai fişeklerin böyle çok bilmişlik yaptığı bülbüllerin güllerin dile geldiği devlerin çocuklarla oyun oynadığı sevgi uğruna inanılmaz fedakarlıkların yapıldığı büyülü bir dünyada heyecanlı bir maceraya hazır olun.

Robert Avery - Serap Bezmez - Anna G. Edmonds - Mehlika Yaylalı - İngilizce-Türkçe ​/ Türkçe-İngilizce Redhouse Elsözlüğü
1. ​İngilizce ve Türkçede yaygın olarak kullanılan sözcük, deyim, terim ve argo sözlerini kapsayan 30.000'in üzerindeki maddenin Türkçe ve İngilizce karşılıkları 2. İngilizce sözcüklerin Türk alfabesine göre okunuşu Hazırlayanlar:Robert Avery,Serap Bezmez,Anna G.Edmonds,Mehlika Yaylalı Kapsam:viii+503 sayfa Basım Özellikleri:Plastik kapak,iplik dikiş,kuşe şömiz

Andy Weir - Marslı
Goodreads ​okurlarına göre 2014'ün En İyi Bilimkurgu ROMANI! Altı gün önce, Mark Watney Mars'a ayak basan ilk insanlardan biriydi. Şimdi ise, orada ölmesi neredeyse kesin. "Çok uzun zamandan beri okuduğum en iyi kitap. Zeki, eğlenceli ve gerilim dolu. Marslı, bir romandan isteyebileceğiniz her şeye sahip." -Hugh Howey, Wool serisinin yazarı- "Sürükleyici… Defoe'nun Robinson Crusoe'su sanki daha zeki biri tarafından yazılmış gibi." -Larry Niven, Hugo, Nebula ve Locus ödüllü Halka Dünya romanının yazarı- "Bu kitap tam da benim gibi okuyucuların seveceği türden." -John Scalzi, Yaşlı Adamın Savaşı serisinin Hugo ve Locus ödüllü yazarı- "Andy Weir'in yazdığı Marslı şimdiye kadar okuduğum en iyi bilimsel bilimkurgu romanı. Bu romanı -başka bir kitap hakkında hiç böyle bir şey söylemedim- edebi anlamda da elden bırakmak mümkün değil." -Dan Simmons, Hugo ödüllü Hyperion serisinin yazarı- "Marslı aklımı başımdan aldı!" -Ernest Cline, Başlat romanının yazarı- "Aksiyon ve uzay macerasının kusursuz bir karışımı." -Library Journal-

Miklós Radnóti - Köpüklenen ​gök
Miklos ​Radnoti, çağdaş Macar şiirinin en önemli temsilcilerinden biri. Aynı zamanda, kimliğinden dolayı baskı görenlerden. Duyarlığıyla gelecekteki acılı günlerin habercisi, yapıtıyla dirençli insanlığın onurlu bir sözcüsü. Çağımızın en çalkantılı döneminde, iki dünya savaşı arasında yaşamın sancılarını onun yapıtında yetkin bir biçimde dile getirilmiş buluyoruz. Elinizdeki kitap, savaş sonrası bir toplu gömütte cesedine rastlanan ozanın ceplerinde bulunmuş son şiirlerini de içeren anlamlı bir derleme.

Julianne Donaldson - Bir ​Asi Yürek
"Hapsedilmiş ​hissediyorum. Kafese kapatılmış bir kuş gibi kaçmanın yolunu arayıp duruyorum. Ama her defasında önümü parmaklıklar kesiyor." Doğaya, müziğe ve kitaplara düşkün olan on yedi yaşındaki Kate'in tek hayali Hindistan'a gitmektir. Bu hayalini gerçekleştirmesinin önündeki en büyük engel ise, ona sürekli evlilik baskısı yapan annesidir. Kate hem bu baskıdan kurtulmak hem de özgürlüğüne kavuşacağına inandığı Blackmoore'a gitmek için kendisini dahil olmaması gereken bir iddianın içinde bulur. Geniş kırları ve uçsuz bucaksız okyanusuyla hayallerini süsleyen Blackmoore'a vardığında çoğu şeyin beklediği gibi olmadığını gören Kate, geleceği hakkında bir karar vermesi gerektiğini düşünür. Ya kendisini anlamamakta direnen ailesinin tüm baskılarına boyun eğecek ya da bir kuş gibi özgürlüğe kanat çırpmak için yanıp tutuşan kalbini dinleyecektir. "Julianne Donaldson, Bir Rüya Gibi romanından sonra Bir Asi Yürek ile okuyucuyu muhteşem bir manzara eşliğinde büyük bir aşkın içine çekmeyi başarmış." -Publisher Weekly- "Jane Austen, Elizabeth Gaskell ve Emily Brontë'nin eserlerinde yer alan o romantik arka planın, Donaldson'ın Bir Asi Yürek romanında da başarıyla kurgulandığını görmek mutluluk verici." -ForeWord Reviews- "Kırların içinde, sonsuz maviliğin ortasında geçen bu roman, sizleri birkaç saatliğine bulunduğunuz karmaşadan çekip çıkarmayı vaat ediyor. Bir süreliğine hayallere dalmak hiç fena olmasa gerek." -Booklist-

Halit Ziya Uşaklıgil - Aşk-ı ​Memnu
Adnan ​Bey, elli yaşlarında, zengin, dul bir adamdır. Karısını dört yıl önce kaybetmiş, kızı Nihal ve oğlu Bülent’le yaşamını sürdürmektedir. Boğaziçi sandal gezintileri sırasında sık sık karşılaştığı Firdevs Hanım’ın kızı Bihter’le evlenmeye karar verir.

Magda Szabó - Iza'nın ​Şarkısı
Ne ​acımasız bir şefkat! Sevgi her zaman bu kadar sahiplenicidir belki de! Sarsıcı bir köklerinden koparılış hikâyesi; günlük hayatta yaşanan kırgınlıkların, yaralanmaların, düş kırıklıklarının, suçluluk hissinin, sürgünlük duygusunun, anlayışsızlığın, iletişim güçlüklerinin, duygusal geçirimsizliklerin, pişmanlıkların, yasın ve metanetin, şefkat ve sevginin romanı. Gücünü, birbirinden öylesine farklı "çiftler"i -ana-kız, karı-koca, ana-baba- birlikte ya da yan yana yaşatma ustalığından alan bir kitap. Bayan Szöcs, kocasının ölümü üzerine evini, kasabasını, taşralı geçmişini geride bırakıp Budapeşte'de yaşamakta olan kızı, başarılı doktor Iza'nın yanına taşınmayı kabul eder. Iza onun için en iyi olanı yapmaya çalıştığını düşünerek annesine yepyeni bir "hayat" hazırlar. Ama yaşlı kadın kendisine ait hiçbir şey barındırmayan bu hayata, bu modern çağa ayak uydurmaya çalışırken yavaş yavaş taşlaşır... Ta ki bir gün doğduğu kasabaya dönme kararını verene kadar. Çağdaş Macar edebiyatının en büyük ustalarından Magda Szabó, büyük dönüşümler geçiren bir toplumda kuşaklar arasında, gelenek ile modernite arasında yaşanan çatışmayı, her şeyi anlatacak kadar sıradan sözcüklerle, büyük bir incelikle aktarıyor. "Her şey yok olmuştu, eski yoksulluklarından büyük bir sabırla, bitmez tükenmez bir maharet ve ustalıkla kurtarmış olduğu her şey; tahripkâr zamanı kandırma becerilerinin hiçbir tanığı kalmamıştı geriye."

Magda Szabó - Katalin ​Sokağı
Katalin ​Sokağı, Budapeşte'de savaş öncesinde aynı sokakta yaşayan birbirleriyle bağlantılı üç ailenin hikâyesi. Bu komşular grubunun küçük cenneti Nazilerin hoyratça müdahalesiyle ebediyen sarsılır. Artık hiçbir şey eskisi gibi olamayacaktır. 1930'lardan başlayarak Macaristan için hiç de kolay olmayan 40 yılı kapsayan romanda Katalin Sokağı, kayıp cennetin ve mutlu çocukluğun simgesi olarak merkezi konumdadır

László Darvasi - Santrforun ​Rüyası
“1967-68 ​sezonunda şeytanın yattığı yeri bilen, şike ve üçkâğıtçılığın her türlüsüne hazır bir Bulgar oyuncu penaltı noktasında hidayete erdi. Daha sonra Ortodoks Rila Manastırı’nın ikinci papazına bunu şöyle anlatacaktı: maçın ortasında tam da her iki ayağıyla rakip kalecinin göğsüne sıçramak üzereyken baş melek Cebrail görünmüştü. Cebrail ateş çemberi içinde kor haline gelmiş bir topla korkutmuştu onun gözünü. Papaz üzüntüyle başını salladı ve kapıyı arkasından kapattı. Ziyaretçiler daha uzun yıllar Rila Manastırı’nın gizli bahçelerinde topun tekdüze sekişini duyacaklardı.” Fanteziyle gerçek olayların, sahici tiplerle hayalî kahramanların birbirine karıştığı anlatılar. Şahane uyduruk efsaneler. Futbol âlemine dair fanteziler – futbol hastalarını da, en az futbolla hiç ilgilenmeyenler kadar şaşırtacak türden. Futbol meraklılarını da, futbola gıcık ya da tümüyle kayıtsız olanları da eğlendirecek serin bir ironi; kimisi iki sayfalık, kimisi üç cümlelik hınzır trajedi parodileri. Macarca edebiyatın güçlü yazarı László Darvasi, Orta Avrupa’nın hüzünlü mizahıyla, çağdaş edebiyatın iki kült kitabının, Eduardo Galeano’nun Gölgede ve Güneşte Futbol’u ile Nick Horby’nin Futbol Ateşi’nin yanına yerleşiyor.

Varga Szabolcs - Müller Nándor - Épített ​örökség
A ​késő középkorban a Dráva két oldalán hosszan elnyúló földsáv a muraközi Csáktornyától a Duna menti Újlakig a Magyar Királyság leggazdagabb vidékének számított. A térséget várkastélyok, templomok és kolostorok sűrű hálózata jellemezte, a jobbára mezőgazdasággal és kereskedelemmel foglalkozó polgárság pedig gazdag mezővárosokban lakott. A gótikus épületek mellett több helyen megjelentek reneszánsz ihletésű paloták - a tájék Észak-Itália és a délnémet városok világához lehetett hasonlatos. Az oszmán hódítás azonban véget vetett a térség aranykorának. 1526 és 1556 között csak Szlavóniában és a Dél-Dunántúlon 180 vár esett el végleg, ezek zömét ma már hiába keressük, nyomuk sem maradt. Az állandó háborúskodás pusztította vidék középkori gazdagsága tovaszállt a visszafoglaló háborúk korára. A városok egy része eltűnt, a lakosság kicserélődött, a templomok és a kolostorok többsége összedőlt. Az oszmánok által elfoglalt területeken megjelentek az új kultúrát hirdető mecsetek, fürdők és dzsámik. A keresztény kézen maradt nyugati részeken a paloták és a templomok helyén várak és őrhelyek épültek, ahonnan katonák vigyázták a határt. Zrínyi és Szulejmán útjai a pusztulást jelentették ennek a környéknek, amelynek képe a török kor végére teljesen megváltozott. Az eltelt évszázadok alatt a hajdani épületek állaga tovább romlott, így a 16. századi épített örökségnek mára csak a töredéke maradt meg. Időutazásra hívjuk tehát az olvasót, hogy a napjainkban látható emlékek segítségével elképzelhessük, milyen világban éltek eleink félezer évvel korábban.

Kollekciók