Ajax-loader

'török nyelvű' címkével ellátott könyvek a rukkolán

 


Oscar Wilde - Mutlu ​Prens
“Sırf ​o dinlemiyor diye onunla konuşmaktan vazgeçecek değilim. Ben kendi konuşmamı dinlemekten hoşlanırım. En büyük zevklerimden biridir. Çoğu kez kendi kendimle uzun uzun sohbet ederim; o kadar akıllıyımdır ki bazen kendi söylediklerimin tek kelimesini bile anlamam” dedi Havalı Fişek. Havai fişeklerin böyle çok bilmişlik yaptığı bülbüllerin güllerin dile geldiği devlerin çocuklarla oyun oynadığı sevgi uğruna inanılmaz fedakarlıkların yapıldığı büyülü bir dünyada heyecanlı bir maceraya hazır olun.

Ismeretlen szerző - Türkisch-Deutsch ​Visuelles Wörterbuch
Das ​Buch besteht aus 360 Seiten voller ansprechender Fotos und Grafiken. Insgesamt sind über 6000 türkische Begriffe und deren deutsche Übersetzung aus folgenden Bereichen enthalten: die Menschen die äußere Erscheinung die Gesundheit das Haus die Dienstleistungen der Einkauf die Nahrungsmittel auswärts essen das Lernen die Arbeit der Verkehr der Sport die Freizeit die Umwelt die Information Die beiden Sprachen sind immer in der gleichen Reihenfolge aufgeführt: zuerst Türkisch dann Deutsch. Die systematische Gliederung in verschiedene Bereiche des alltäglichen Lebens erleichtert den Zugang zur türkischen Sprache. Die Bilder helfen dabei, die Begriffe besser zu verstehen und zu behalten. Zusätzlich sind in Textkästen weitere Vokabeln aus dem jeweiligen Bereich angeführt. Dieses visuelle Wörterbuch unterstützt beim Lernen neuer Begriffe, da man sich diese leichter durch die Bilder einprägen kann. Außerdem sind die wichtigsten Begriffe eines Bereiches auf einen Blick sichtbar und im Zusammenhang zu ihrem Umfeld zu erlernen. Wenn man beispielsweise in der Küche beim Frühstück sitzt, kann man gleich die sich auf dem Tisch befindenden Lebensmittel im Buch entdecken. Oder wie wäre es mit der kompletten Kücheneinrichtung? Zutatten für die leckeren Speisen? Oder doch lieber den nächsten Restaurantbesuch planen und dort vielleicht etwas in türkischer Sprache bestellen? Das Wörterbuch hält allerhand Möglichkeiten offen.

Joachim Venter - Cahit Kurt - 30 ​Stunden Türkisch
Ehhez a könyvhöz nincs fülszöveg, de ettől függetlenül még rukkolható/happolható.

Covers_362834
Pécs Ismeretlen szerző
1

Ismeretlen szerző - Pécs
Pécs, ​a kultúra városa büszke örökségére és arra a kivételesen sokszínű művészeti látásmódra, ami évről évre újabb és újabb alkotókat inspirálva ölt testet. Pécsett lenni azért is különleges élmény, mert a városban a történelem szerves egységként mutatkozik meg, a meghatározó korszakok - a római kor vagy a honfoglalás időszaka éppúgy, mint az egyetem-alapító Nagy Lajos, vagy a török kor - épített öröksége megtalálható, nem kell tudósnak lenni ahhoz, hogy az itt élő pécsi polgár, vagy az idelátogató turista átérezze a letűnt korok hangulatát.

Hancz Erika - Az ​oszmán kori Szigetvár
Szigetvár ​egy történelmi gyökerekkel rendelkező, hosszú múltra visszatekintő kisváros. Gyógyfürdője, természeti környezete, történelmi emlékei és megújult múzeumi tárlatai évről évre egyre több látogatót vonzanak. Szigetvár mégis hős vitézeiről és helytállásáról híres. 1566-ban Szigetváron hunyt el a várat védő hős kapitány, a horvát gyökerekkel rendelkező Zrínyi Miklós, és egyben az oszmánok legnagyobb szultánja, Nagy Szulejmán is. A város ily módon három nemzet tudatába írta be nevét. A könyvben a korszak emlékei elevenednek meg, de mindezen túl is mutat: a városba érkezők számára különleges útikalauzul is szolgál.

Ali Akpınar - Anadolu ​Masalları ve Halk Hikayeleri / Anatolian Folk Tales
Anadolu ​Masalları ve Halk Hikayeleri is a simplified Turkish reader designed to provide a step-by-step approach for both study with a teacher and reading for pleasure. The book consists of three Turkish fairy tales and eleven short folk tales from Anatolian folks such as Greek, Arabic, Kurdish, Gypsy, Jewish, Syrian, Georgian, Laz and Tatar tales.

Covers_83782
Evrenle ​Ölç Kendini Ismeretlen szerző
0

Ismeretlen szerző - Evrenle ​Ölç Kendini
Özgürlüğün ​ağırbaşlı oğlu Attila József'in doğumunun 100. yılı anısına yayımlanan kitapta, şairin şiirleri ve onun eserleri için yazılan çözümlemeler yer alıyor.

Elif Şafak - Sakız ​Sardunya
İstanbul’da ​sakin bir mahallede bir kız çocuğu yaşardı. İsmini hiç mi hiç sevmeyen... Hem akıllı, hem meraklıydı. Çok da konuşkandı. Anne babasına ve öğretmenlerine durmadan sorular sorardı. Zavallı büyükler, onun zekâsına yetişmekte zorlanırdı!Bir atlası vardı sürekli karıştırdığı ve pek çok kitabı.... Hayaller kurmaya bayılırdı. Bir gün okulun kütüphanesinde hiç beklemediği bir sürprizle karşılaştı. Rafların arasında tuhaf bir küre parlıyordu. Bulan herkesi unutulmayacak bir yolculuğa çıkaran sihirli bir küre!

András Székely - Tuna ​nehri'nin incisi Budapeşte
Budapest ​ma kétmilliós város Európa közepén, vagyis nagyjából félúton az Urál hegység és az Atlanti-óceán partja között. Buda és Pest a Duna két oldalán épült fel kétezer év alatt, és csak 1873-ban egyesült Magyarország fővárosaként. Akkoriban az ország területe háromszor nagyobb volt a mostaninál, viszont nem volt önálló, hanem az Osztrák-Magyar Monarchia keleti fele. A Kárpátok hegykoszorújában fekvő medencét a Duna választotta egy dombos-hegyes nyugati és egy főként sík keleti részre. Különös világ volt ez! A Kárpátok délkeleti sarka a nyugat-európai kultúra, a gótika és a reformáció végpontja. Keletre Bizánc világa bontakozik ki, s ennek nyugati határa Budapestnél van. A Duna kulturálisan is elválasztja Magyarországot, Budát és Pestet is: a pesti ember karaktere is más, mint a budaié. A város vendége olykor úgy érezheti, valósággal az időben utazik, ha Pest és Buda utcáin, terein sétál. Ez a képes kalauz talán segít abban, hogy szívesen emlékezzék vissza e kirándulásra. Egy kétezer éves, kétmilliós város mindössze 67 képben, 30 perc alatt elolvasható szöveggel. Tudományos kézikönyvnek bizonyára nem ajánlható, de arra alkalmas, hogy a város vendége számára a legfontosabb látnivalókról tájékoztatást nyújtson, és felidézze néhány itt töltött nap emlékét.

Attila Bartis - Sessizlik
Kadınlar, ​erotizm, öfke ve ironi... İç içe geçen yaşamlar, düşe sızan gerçekler, gerçeğe karışan kâbuslar. Kahramanların iç dünyasında kaybolurken, yürüdüğünüz yolların, aynı zamanda Budapeştenin hüzünlü geçmişine ait olduğunu keşfedeceğiniz bir yolculuğun da adı üstelik. Sessizlik, geçmişe yaslanıp geleceği beklemek değil midir? Peki sessizliği aramak, ondan kurtulmak için çırpınmak, yaşamın trajikliğine denk düzmez mi? Eleştirmenler tarafından Macar romanının yeni bin yıldaki en iyi ilk örneği olarak kabul edilen ve birçok dile çevrilip Alman Televizyonu SWR tarafından 2006 Ocak ayının en iyi romanı seçildi.

Benderli Gün - Gülen Yilmaz - Kakuk Zsuzsa - Tasnádi Edit - Magyar-török ​szótár
A ​szótár mintegy 35 000 címszót és 25 000 szókapcsolatot tartalmaz. A szóanyag a közszavakon kívül tartalmazza az egyes tudományágaknak, művészeteknek és foglalkozásoknak a közéletben is használt szakszavait, továbbá az irodalmi nyelvre jellemző fordulatokat és az ismertebb nyelvjárási szavakat.

Antoine de Saint-Exupéry - Küçük ​Prens
Ehhez a könyvhöz nincs fülszöveg, de ettől függetlenül még rukkolható/happolható.

Péter Esterházy - Bir ​kadın
Bir ​rüya kitabı bu, bütün rüyalar gibi de gerçekten başka bir şey değil.

Varga Szabolcs - Pap Norbert - Hancz Erika - Kitanics Máté - Szigetvár, ​1566
Ehhez a könyvhöz nincs fülszöveg, de ettől függetlenül még rukkolható/happolható.

Elif Şafak - Aşk
Ya ​ortasındasındır AŞK'ın merkezinde; ya da dışındasındır, hasretinde.. Ella Rubinntain (40) Amerikalı bir ev kadınıdır. Tipik burjuva değerlerinin hâkim olduğu oldukça varlıklı bir ailesi, düzenli ve görünüşte 'sorunsuz' bir evliliği vardır. Üç çocuğunu da büyüttükten sonra bir yayınevinde editör-asistanı olarak iş bulur; görevi A. Z. Zahara adlı tanınmamış bir yazarın tasavvuf felsefesini konu alan tarihi romanını değerlendirmektir. Ancak hayatının kritik bir döneminde eline aldığı bu kitap, hiç beklemediği bir şekilde Ella'yı derinden sarsacak, dünyevi aşkı keşfetmek adına zorlu ve tehlikeli bir yolculuğa çıkmasına neden olacaktır. Hayatlarımızın durgun gölünü dalgalandıran taş misali, yüzleşmek zorunda olduğumuz sıkıntılar, acılar… ve aşkın peşinde kat etmek zorunda olduğumuz zorlu yollar, ödediğimiz bedeller… Aşk… kitap içinde bir kitap, hayatın anlamı peşinde bir aşk macerası… Aşk… Elif Şafak'tan arayışa, gerçeğe ve keşfetmeye dair bir roman.

Jodi Picoult - Eve ​Dönüş Şarkısı
Onlarca ​dilde milyonlarca okurun sevgilisi. Son 10 yılın tüm dünyada en çok okunan yazarı. Çoğu eleştirmene göre 21. yüzyılın en etkili romancısı. Jodi Picoult'tan çok tartışılacak bir öykü: Eve Dönüş Şarkısı Hayatınız bir film olsa, eve dönüş yolunda hangi parça çalar? Bütün dünya size cephe almışken... Ellen DeGeneres'in yakın zamanda filme çekeceği Eve Dönüş Şarkısı, kimlik, aşk, evlilik ve aile kavramlarını daha önce kimsenin cesaret edemediği şekilde tartışıyor. Jodi Picoult, kendi hariç herkesten kaçan bir çocuğun hikayesini ruhumuza bilim ve edebiyat eşliğinde işliyor. "Picoult yine bir şaheserle okurlarının karşısında. Bilim, aile ve ilişkiler üzerine bir destan bu." -People- "Eve Dönüş Şarkısı insanların fikirlerini değiştirme gücüne sahip bir yazarın, ustalık dönemi işi." -AfterEllen.com- "Picoult gay ve lezbiyen haklarına dair efsane bir roman kaleme almış." -Booklist- (Tanıtım Bülteninden)

Ferenc Karinthy - Epepe ​(török)
Helsinki'de ​toplanacak bir dilbilim kongresine gitmek üzere uçağa binen, ama yolculuğun sonunda kendisini, anlamadığı bir dilin konuşulduğu, tanımadığı büyük bir kentte bulan Budai adlı bir dilbilimcinin hikayesi bu. Ne bildiği onlarca yabancı dil, ne de kentin dilini çözmek için başvurduğu sınanmış yöntemler, Budai'nin bu tuhaf dilin tek bir kelimesini bile anlamasına yetmez. Kendisine bir çıkış yolu bulmak için umutsuzca çırpınırken, çevresindeki iletişimsizlik duvarı daha da yükselir. Çağdaş bir megapolün tanıdık görüntülerinin ardında, her şey yabancı ve insansızdır. Budai iletişimsizliğin dipsiz kuyusunda çırpınırken, hapse düşer, geçici aşklar yaşar, hatta, nedenini kesinlikle anlamadığı bir ayaklanmaya bile katılır. Epepe boğucu, tuhaf bir karabasan; insandaki en güçlü saplantıyı, çok iyi tanınan bir dünyada yabancı haline gelme korkusunu deşen bir kitap.

Imre Kertész - Doğmayacak ​Çocuk için Dua
Doğmayacak ​Çocuk İçin Dua, İkinci Dünya Savaşı'na ve Faşizm'e tanıklık etmiş, Auschwitz'in çocuk kurbanlarından biri iken Hitler' in soykırımından sağ çıkmayı başarmış Yahudi bir Macar aydınının iç hesaplaşması. Çocuk sahibi olmak istemediği için evliliği son bulan R. bu iç hesaplaşmada ister istemez toplumsal tarihe ve onun içinde yer almış olan kendi bireysel tarihine, başka bir deyişle Yahudi olarak kendi yazgısına da geri dönmek zorunda kalır. Kendisini seven ve normal bir yaşama dönmesi için yüreklendiren karısına karşın, dünyaya karşı duyduğu derin güvensizlik, B. 'yi adeta çift kişilikli biri yapmış, bilincinin silinmez bir parçası haline gelmiştir. Kendi geçmişini hala büyük bir yük olarak sırtında taşıyan B. ondan kurtulmanın tek yolunun içine kapanmak ve yazmak olduğunu düşünün Oysa Ausehwitz'i bahane etmesinin gerçek nedeni, belki de yaşamla başa çıkamamasıdır. B.'nin, dünyaya getirmeyi reddettiği çocuk için okuduğu dua, öldürülen milyonlarca kişi için, doğmamış kuşaklar için ve bağnazlık ve kinle karalanan her bir yaşam için de bir ağıttır. 1944 yılında soykırımdan ve toplama kamplarından sağ çıkmayı başarmış olan Imre Kertesz, bu kısa ama izleri okurun belleğinden silinmeyecek romanında, tarihin karanlık bir noktasının ve Yahudi 'damgası'nın birey üzerindeki yıpratıcı gücünü çarpıcı bir biçimde betimliyor.

Celal Özcan - Rita Seuß - Türkçe ​Okuma Kitabı
Orda ​bir yol var uzakta O yol bizim yolumuzdur Dönmesek de varmasak da o yol bizim yolumuzdur.

Péter Esterházy - Hrabal'ın ​kitabı
Matematik ​öğrenimi görmüş, uzun yıllar futbol oynamış olan Peter Esterhazy çağdaş Macar yazının yenilikçi yazarlarının önde gelenlerinden biri sayılıyor. Yapıtları pek çok yabancı dile çevrilip yayımlandı. Eleştirmenler onu yazının en büyükleriyle karşılaştırıyorlar. Daha önce Bir Kadın adlı çarpıcı romanını yayımladığımız Esterhazy Hrabal'ın Kitabı'nda birtakım acı toplumsal deneyimlerin ağusunu mizahla hafifletiyor. Sanki, "O kadar ciddiye alma, meleğim. Dünyanın hiçbir yerinde uluslar sevgiyle yönetilmezler," diyen kahramanının öğüdüne kulak verir gibi. Her gerçek romanda olduğu gibi bu romanda da okur için gittikçe daha önemli hale gelen birkaç kişi var: Bohumil Hrabal, onu seven Anna, ayrıca Anna'nın kocası olan yazar, bunların dışında bir de Tanrı. Böyle kısa bir sunuş iyi düşünülürse, son derece yanıltıcı olabilir (daha uzunu daha da yanıltıcı olurdu). Çünkü Hrabal zaten bir yazar ve önemli bir yazar ve kitap da onun üzerine. Peki, neden onun yanında başka bir yazara daha yer veriliyor? Ya Tanrı? Tanrı yukarda gökte oturuyor, aşağı bakıyor ve saksafon çalmak istiyor. Sevgili Tanrı bu mu? Ya da acaba söz konusu olan onun oğlu mu? Ne de olsa orada, yukarda hiç de dünyasal olmadığı söylenmeyecek bir anne var, yoksa asıl konu yazar mı? Sonra Anna... son derece çekici, çok yönlü, sadakati de sadakatsizliği de harika, tek bir kişiden çok öte, olası pek çok kadının bir toplamı. Orta Avrupa'nın (burası artık Doğu Avrupa değil) bu renkli, hareketli tablosunun ortasında ender olarak da olsa bir kişi daha boy gösteriyor. Bu kişinin adı "ben". "Var olmayan her şey yerinden oynadı ve birbirine karıştı, Adlar önemsiz". (Arka Kapak)

Julianne Donaldson - Bir ​Asi Yürek
"Hapsedilmiş ​hissediyorum. Kafese kapatılmış bir kuş gibi kaçmanın yolunu arayıp duruyorum. Ama her defasında önümü parmaklıklar kesiyor." Doğaya, müziğe ve kitaplara düşkün olan on yedi yaşındaki Kate'in tek hayali Hindistan'a gitmektir. Bu hayalini gerçekleştirmesinin önündeki en büyük engel ise, ona sürekli evlilik baskısı yapan annesidir. Kate hem bu baskıdan kurtulmak hem de özgürlüğüne kavuşacağına inandığı Blackmoore'a gitmek için kendisini dahil olmaması gereken bir iddianın içinde bulur. Geniş kırları ve uçsuz bucaksız okyanusuyla hayallerini süsleyen Blackmoore'a vardığında çoğu şeyin beklediği gibi olmadığını gören Kate, geleceği hakkında bir karar vermesi gerektiğini düşünür. Ya kendisini anlamamakta direnen ailesinin tüm baskılarına boyun eğecek ya da bir kuş gibi özgürlüğe kanat çırpmak için yanıp tutuşan kalbini dinleyecektir. "Julianne Donaldson, Bir Rüya Gibi romanından sonra Bir Asi Yürek ile okuyucuyu muhteşem bir manzara eşliğinde büyük bir aşkın içine çekmeyi başarmış." -Publisher Weekly- "Jane Austen, Elizabeth Gaskell ve Emily Brontë'nin eserlerinde yer alan o romantik arka planın, Donaldson'ın Bir Asi Yürek romanında da başarıyla kurgulandığını görmek mutluluk verici." -ForeWord Reviews- "Kırların içinde, sonsuz maviliğin ortasında geçen bu roman, sizleri birkaç saatliğine bulunduğunuz karmaşadan çekip çıkarmayı vaat ediyor. Bir süreliğine hayallere dalmak hiç fena olmasa gerek." -Booklist-

Stieg Larsson - Ejderha ​dövmeli kız
Dürüst ​ve güvenilir bir dergi olan Millennium... Kaybettiği itibarını yeniden kazanmaya çalışan Mikael Blomkvist.. Genç ve geçmişi sorunlarla dolu zeki bir kız olan sıradışı Lisbeth Salander... Kırk yıl önce ortadan gizemli bir şekilde kaybolan Harriet Vanger... ne pahasına olursa olsun kayıp olan yeğeninin peşinde sanayici Henrik Vanger...

Tibor Déry - Niki ​(török)
Ara ​sıra, son hızla koşarken kendini ikiye bölercesine gerisin geri dönüyor, kendini kovalayan birine saldırır gibi, büyük bir hünerle Arabeskler çiziyor, birden ters yönde hızlanıp, bu gösteriden başları dönmüş çiftin çevresindeki turlarına yeniden başlıyordu. -Arka Kapaktan-

Elif Şafak - Siyah ​süt
Bu ​kitap okunur okunmaz unutulmak için yazıldı. Suya yazı yazar gibi... Siyah süt kadınlığın, kadınların hayatının kasvetli ve karanlık ama son tahlilde geçici bir dönemiyle ilgili. Birdenbire gelen ve geldiği gibi hızla dalgalar halinde çekile çekile giden bir haletiruhiye burada incelenen. Bu haliyle elinizde tuttuğunuz kitap bir nevi tanıklık. Otobiyografik bir roman.

Halit Ziya Uşaklıgil - Aşk-ı ​Memnu
Adnan ​Bey, elli yaşlarında, zengin, dul bir adamdır. Karısını dört yıl önce kaybetmiş, kızı Nihal ve oğlu Bülent’le yaşamını sürdürmektedir. Boğaziçi sandal gezintileri sırasında sık sık karşılaştığı Firdevs Hanım’ın kızı Bihter’le evlenmeye karar verir.

Magda Szabó - Iza'nın ​Şarkısı
Ne ​acımasız bir şefkat! Sevgi her zaman bu kadar sahiplenicidir belki de! Sarsıcı bir köklerinden koparılış hikâyesi; günlük hayatta yaşanan kırgınlıkların, yaralanmaların, düş kırıklıklarının, suçluluk hissinin, sürgünlük duygusunun, anlayışsızlığın, iletişim güçlüklerinin, duygusal geçirimsizliklerin, pişmanlıkların, yasın ve metanetin, şefkat ve sevginin romanı. Gücünü, birbirinden öylesine farklı "çiftler"i -ana-kız, karı-koca, ana-baba- birlikte ya da yan yana yaşatma ustalığından alan bir kitap. Bayan Szöcs, kocasının ölümü üzerine evini, kasabasını, taşralı geçmişini geride bırakıp Budapeşte'de yaşamakta olan kızı, başarılı doktor Iza'nın yanına taşınmayı kabul eder. Iza onun için en iyi olanı yapmaya çalıştığını düşünerek annesine yepyeni bir "hayat" hazırlar. Ama yaşlı kadın kendisine ait hiçbir şey barındırmayan bu hayata, bu modern çağa ayak uydurmaya çalışırken yavaş yavaş taşlaşır... Ta ki bir gün doğduğu kasabaya dönme kararını verene kadar. Çağdaş Macar edebiyatının en büyük ustalarından Magda Szabó, büyük dönüşümler geçiren bir toplumda kuşaklar arasında, gelenek ile modernite arasında yaşanan çatışmayı, her şeyi anlatacak kadar sıradan sözcüklerle, büyük bir incelikle aktarıyor. "Her şey yok olmuştu, eski yoksulluklarından büyük bir sabırla, bitmez tükenmez bir maharet ve ustalıkla kurtarmış olduğu her şey; tahripkâr zamanı kandırma becerilerinin hiçbir tanığı kalmamıştı geriye."

Imre Madách - İnsanın ​trajedisi
Taşralı ​bir Macar soylusu l859 yılının l7 şubatında eline tüy kalemini alıp, insanın ve insanlığın varlığının anlamını, savaşımları, acıları, başarıları ve yenilgileriyle tüm tarihinin anlamını, amacını, ta yaradılıştan başlayarak sisli ufuklarda kaybolan uzak geleceğe değin başından sonuna kadar düşünerek, akıllara durgunluk verecek bir tempoyla, bir yıldan biraz fazla bir süre içinde, tam onyedi tüy kalemi eskiterek bu manzum dramı yazdı. 1860 yılının 26 martında macar edebiyatının en tanınmış ve aynı zamanda en tartışmalı yapıtlarından biri, "İnsanın Trajedisi" doğdu. Bu yapıtı kimileri anlamsız, saçma bulur; kimileri önemi açısından Goethe ve Dante'nin büyük manzum dramlarına benzetir; kimilerine göre ise her iki görüşte de bir ölçüde gerçek payı vardır. Dramın mekânı dünyamız, hatta bütün kâinattır. Konusu insanlığın tarihi. Zamanı ise geçmiş ve gelecek. Dramın başında, "Büyük eser bitti, tamam ; dönüyor çarklar dinleniyor yaradan" sözleriyle yaradılışın sona erdiğini duyuran Rab, övgüler düzen meleklerinin şenliklerini seyrediyor. Bu havaya katılmayan tek biri var, o da İblis. Rabbın zıddı, inkârın ruhu olan şeytan, Tanrının eserinin mükemmellikten ne kadar uzak olduğunu kanıtlamak için, kendi payına düşenin, kendi hakkının, ışığa karşı gölgenin de var olması hakkının ona verilmesini ister ve Adem ile Havvayı aldatmakta kullanacağı bir karış toprakla cennetin yasaklanmış iki ağacını Tanrıdan alır. Madách "İnsanın Trajedisi" ni bitirirken, sonuç çıkarmayı da ihmal etmiyor. Son sahnede Tanrının, insanın mücadelesinin anlamını anlatan sözlerini sonuç olarak yorumlayabiliriz. Ama okuyucunun çıkaracağı sonuç gene de yazarınkinden farklı olabilir. Kaldı ki, Trajedi'nin son sahnesinin yorumu, yapıtın doğuşunun üstünden geçen 130 yılı aşkın bir süredir yazılmış yüzlerce, binlerce sayfalık yorumların ancak bir tanesidir.

Imre Kertész - Polisiye ​Bir Öykü
Macar ​yazar Imre Kertész, Kadersizlik, Fiyasko ve Doğmayacak Çocuk İçin Dua adlı romanlardan oluşan üçlemesiyle 2002’de Nobel Edebiyat Ödülü’ne değer görülmüştü. Kertész, bu yarıotobiyografik üçlemesinde, II. Dünya Savaşı yıllarında Nazilerin toplama kamplarında yaşadıklarını ve yaşananları olağanüstü bir dille anlatıyordu. Polisiye Bir Öykü ise, adının ilk ağızda çağrıştırdıklarının tersine, alışılmış anlamda bir polisiye değil. Yazarın sansürden korunabilmek amacıyla anlatı mekânı olarak seçtiği kurmaca bir Latin Amerika ülkesindeki zorba yönetime bağlı gizli polis örgütünün keyfi uygulamaları üstüne özlü bir öykü. 1970’lerin sonlarına doğru yazılmış olan Polisiye Bir Öykü’nün, bildik Kertész romanlarından bir farkı var: Çoğu kez olup biteni kurbanın gözünden anlatmayı yeğleyen yazar bu kez olay örgüsünü bir işkencecinin gözünden aktarıyor. Polisiye Bir Öykü, zekice kurgulanmış, insanın kanını donduracak kadar soğukkanlı bir yergi.

Imre Kertész - Kadersizlik
Yazarın ​otobiyografik özellikler taşıyan romanı, on altı yaşındaki Yahudi asıllı bir Macar gencinin, babasını çalışma kampına yolcu etmesiyle başlar.

Imre Kertész - Tasfiye
2002’de ​Nobel Edebiyat Ödülü’ne değer görülen Imre Kertész, ilkgençlik çağında Nazilerin toplama kamplarının vahşetini yaşamış bir yazar. Türkiyeli okuyucunun Kadersizlik, Fiyasko ve Doğmamış Çocuk İçin Dua adlı romanlardan oluşan yarı-otobiyografik üçlemesiyle tanıdığı Macar yazar, Tasfiye adlı romanında, Auschwitz Kampı’nda dünyaya gelmiş bir yazarın intiharla sonlanan yaşamöyküsünü anlatıyor. Dostlarının, yazarın belgeleri arasında buldukları “Tasfiye” adlı üç perdelik komedi, intiharın gizlerini açığa çıkaracak mıdır? Imre Kertész’in Tasfiye’si, yalnızca Nazilerin gerçekleştirdiği soykırımı değil, aynı zamanda insanoğlunu insanlıktan çıkaran tüm baskı yönetimlerini yaşamış olanların ruh yaralarının romanı. Kadersizlik’le ünü tüm Avrupa’ya yayılan Imre Kertész, bir kez daha benzersiz bir romanla karşımızda.

Carlo Collodi - Pinokyo
Dünya ​çocuk edebiyatının başyapıtlarından Pinokyo, haylaz bir tahta kuklanın, gerçek bir çocuk olma yolunda başından geçen serüvenleri anlatıyor. Her çocuk gibi Pinokyo da etrafından kolayca etkilenir, yaramazlık yapmaya bayılır, derslerden kaçmak için her yolu dener ama yaşadıklarından hep pişman olur. Aslında tek amacı iyi bir çocuk olmak ve babasını mutlu etmektedir. Carlo Collodi'nin 1881 yılında yazdığı Pinokyo'yu İtalyanca aslından, eksiksiz olarak yapılmış çevirisiyle sunuyoruz. Sadece çocuklar için değil, yetişkinler için de...

Lajos Zilahy - İki ​esir
Savaş... ​İnsan yaşamı için gerçek bir travma, tüm kötülüklerin kaynağı, sevginin ve tutkunun en yakın düşmanı. Yaşadıkları aşkı hiçbir şeyin yok edemeyeceğine inanan Peter ve Miette, o yakın düşmanın zulmünü en derinden yaşayan iki gençtir. Peter, I. Dünya Savaşı'nın en ağır koşullarının yaşandığı ülkesi Macaristan'da orduya yazılır ve ne yazık ki bir süre sonra esir düşer. Yıllar süren ayrılık ve acılar iki genci derinden yaralar. Ama yaşadıkları aşk her zorluğa katlanmaları için tek dayanaklarıdır. Peter savaşın oradan oraya savurduğu yitik hayatlar içinde ayakta kalmaya çalışırken Sibirya'nın en ücra köşelerinde yaşam savaşı verir, ama bu iki gencin öyküsü burada, bu lanet yerde hiç beklenmedik bir biçimde birbirine bağlanır.

Kollekciók